Barrett&Pink Floyd

Kardeşim dün Rolling Stone dergisi almış.Kapakta ise Pink Floyd.Bu sabah açtım baktım içine,Robert Plant ve The Strange Sensation konserinin izlenimlerini okudum. (Genelde böyle müzik dergilerinde tüm konuları okumak yerine,sevdiğim konuları okumayı tercih ederim.)Sonra sıra o büyük ana gelmişti.Pink Floyd hakkında yazılanları okumaya başladım.Öyle masalsı anlatılmıştı ki,sonunu getirdiğimde gözümde yaşlar birikti.

Syd Barrett ile başlayan ve Roger Waters ile devam eden o masalsı hikayenin sonu yine Barrett’a özlem doluydu.

“…Waters konserin -Live 8- ortasında şöyle dedi: Bunca yıl sonra bu üç adamla burada birlikte olmak insanı aslında epey duygulandırıyor.Burada,sıradaki şarkıyı,şu anda burada bulunmayan herkes için çalıyoruz,ama özellikle Syd için tabii ki.

Sonra Pink Floyd,grubun en iyi şarkısını “Wish You Were Here” ı çaldı.Gilmour ve Waters,belki de son kez seslerini birbirine uydurarak şarkı söyledi:”Ne kadar,ne kadar çok isterdim burada olmanı/İki yitik ruhuz biz/Akvaryumda yüzen/Yıllar yılı/Aynı yerde koşturup duran/Ne bulduk peki?/Eski korkuları/Keşke burada olsaydın.”Pink Floyd hiç kimseye ait değildi,ve hiç kimse Pink Floyd’u,Syd Barett dan daha iyi anlayamazdı.Uzun zaman önce gölgesini dünyada bırakmaktan yorulup çekip gitmiş olan Syd Barrett’dan…”[1]

Syd Barrett sonuçta Pink Floyd’u Pink Floyd yapan kişiydi,temellerini atmıştı.Ve böylece yılların delilik,yalnızlık,rekabet ve kibiri yerini özleme bırakmış oldu.


[1]: Rolling Stone Dergisi,Mayıs 2007

Yorum Yapın